Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Edebiyat > Sizin Eserleriniz
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Hikaye : En Güzel Miras

Edebiyat Kategorisinde ve Sizin Eserleriniz Forumunda Bulunan Hikaye : En Güzel Miras Konusunu Görüntülemektesiniz => En Güzel Miras Mehmet Serdar Ateş 02 Ağustos 2012 [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir. ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Hafta ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 29-08-12, 14:07   #1

Thumbs up Hikaye : En Güzel Miras


En Güzel Miras
Mehmet Serdar Ateş 02 Ağustos 2012
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


Hafta sonu köydeydim. Akrabalarımızla beraber çok güzel günler geçiriyorduk. Sabahın erken saatinde kalkıp insanlar tarlalarına, bahçelerine gidiyorlardı. Günün geç saatlerinde ise yorgun bir şekilde evlerine dönüyorlardı. Akranlarımızla beraber akşamları oyun oynuyorduk. En çok oynadığımız oyun ise saklambaç. Üzüm bağlarının içerisine saklanıyor, ay ışığında birbirimizi bulmaya çalışıyorduk. Babam da bizi seyrediyordu. Mola verdik. Babamın yanına geldik.

Babam:
“Çocuklar, bu oyunlar insanı bilgisayar oyunlarından daha çok geliştirir, arkadaşlık duygularını sağlamlaştırır.” dedi.

Ben bayağı yorulmuştum. Arkadaşlarım da yorgun görünüyordu.
Babam “Dedenizin gizli bir hazine odası var. Bu odayı sizin için yapmış. Oradaki hazineyi torunları için biriktiriyormuş. Gidip görelim mi?’’ dedi.

Biz de merak etmeye başladık. Doğruca Âlim Dede’nin yanına vardık.
“Bizim için hazine biriktiriyormuşsun. Babam söyledi, çok merak ettik. Hazineyi bize gösterebilir misin?” dedik.

Dedem yerinden doğruldu. Bastonuna dayandı. Yavaş yavaş ayağa kalktı. “Zamanı geldi demek ki!” dedi.
Elimizden tutarak bizi evin arka tarafındaki gizli odasına götürdü. Odanın kapısını açtı. İçeride hiç bir şey gözükmüyordu. Odanın lambasını yaktığında, odanın hemen ortasında oyma desenli büyük bir sandık gözüme çarptı. Abimle ben doğruca sandığa yöneldik. Dedem ise duvardaki rafları göstererek “İşte çocuklar hazineniz, bakın bakalım?” dedi.
Oda kitap kokuyordu. Raflarda cildi eski kitaplar vardı. Bunların hepsi itinayla korunmuş kitaplardı. Sonra babamdan öğrendiğime göre bunlar Siyer-i Nebi, Akaid, Fıkıh gibi kitaplarmış…
“Peki dede bu sandıkta ne var?” diye sorduk.
Dedem sandığın kapağını açtı. Sandıkta itinayla yerleştirilmiş çok eski el yazması kitaplar vardı.
Dedem: “Çocuklar, bu kitaplar bana da dedemden miras kalmıştı. Yıllarca bu kitaplarla kürsülerde vaaz ettim. İnsanlara bu kitaplardan islamiyeti ve Peygamber Efendimiz’i anlattım. Sizin bu kitaplara gerekli kıymeti vereceğinize ve bunları okuyacağınıza, muhafaza edeceğinize eminim. Bu dünyadan dar-ı bekaya göç edince bu hazine sizin olacak. Bu benim en önemli ve en değerli mirasım, hazinenize sahip çıkın.” dedi.
Sonra dedem sandıktan üzerinde Siret-i Nebevi yazan bir kitap aldı.
“Evlatlarım ilim öğrenmemiz için kitap okumak çok önemlidir. Burada dikkat etmemiz gereken önemli bir husus var. O da ilmi ve dini doğru kaynaklardan öğrenmektir. Mademki hazinenin kapısını açtık, biraz okuyalım ki kitaplar bize küsmesin, onları sevindirelim, onlardan istifade etmiş olalım.”
Dedem odadaki yerine geçmişti. Sohbet dinlemek için köyün diğer çocukları da gelmişti.

Dedem: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ümmetine ve siz çocuklara karşı çok büyük merhamet sahibiydi. Çocukları çok severdi. Bazen sokakta oynayan çocukları görür onlarla sohbet eder, saçlarını okşardı. O yüce insan çocuklara büyükler gibi değer verirdi. Peygamberimiz (s.a.v) için çocuklar, cennetten yeryüzüne inen birer rahmet damlalarıydı. Onlara selam verir, hal ve hatırlarını sorardı.

Enes (r.a.)’ın anlattıklarına göre “Rasulullah (s.a.v.) oynamakta olan çocukların yanlarına geldi, onlara selam verdi.” Peygamber Efendimiz oğlu İbrahim’i süt annesinde iken sürekli ziyaret ederdi. Çocuklarla oyun oynar, “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın.” buyururlardı.

Peyfamber Efendimiz namaz kılarken torunları Hazreti Hasan ve Hüseyin sırtına çıkar, onlar sırtından inene kadar namazını uzatırdı.
Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Peygamberimiz, Hazreti Hasan’ı öptü. Akra bin Habis bu sırada Peygamberimiz’in yanında oturuyordu. Rasulullah’ın torunu Hasan’ı öptüğünü görünce,Akra şöyle dedi: “Benim on çocuğum var, ben onlardan hiçbirini öpmedim.” Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) ona bakarak şöyle buyurdular. “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.”

Çocuklar arasında adaleti gözetir, ayrım yapmazdı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sadece kendi çocuklarını, torunlarını değil, diğer çocukları da sever, onlarla ilgilenirdi.

Çocuklar, gördüğünüz gibi âlemlere rahmet olarak Allahü Teala tarafından gönderilen Peygamberimiz (s.a.v.) bizim en büyük önderimiz ve model almamız gereken rehberimizdir.
“İçinde bulunduğumuz mübarek günlerin hatırına Rabbimiz, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) layıkıyla anlamayı ve yolundan gitmeyi bize nasip etsin.” diye sonunda dua etti, hepimiz birden “Amin!” dedik.

Dedem sohbeti bitirdi. Elindeki kitabı aldım ve hazine odasında yerine koydum. Odadan çıkmadan önce kitaplara hayranlıkla uzun uzun baktım. En değerli ve güzel mirasın sahibi olmuştuk.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Mesajı son düzenleyen okaner00 ( 03-09-12 - 17:05 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-09-12, 10:04   #2

Varsayılan C: Hikaye : En Güzel Miras


Mekân Aynı Ziyaretçiler Farklı
Mehmet Serdar Ateş 04 Eylül 2012



Bugün Ağabeyim Mustafa, Anne ve babama “Bugün çok mutluyum. Öğretmenimiz bir ödev vermişti. Gözleme dayalı bir araştırma yapmamızı istemişti. Dün ödevimi yaptım. Ödev yaptığım konuyu duyunca çok şaşıracaksınız.” dedi.
Annem “Merak ettim doğrusu. Hangi konuda gözlem ve araştırma yaptın?”
Mustafa, “Evimizin hemen önündeki çocuk parkını 24 saat gözlemledim. Gördüklerimi yazdım. Okumamı ister misiniz?”
Hepimiz çok meraklandık. Ağabeyim elindeki dosyadan iki adet kâğıt çıkardı ve okumaya başladı.

Gözlem yapılan yer: Yaklaşık 1000 metrekare alana sahip çocuk parkı
Metod: Parkı 24 saat izleyen bir kamera koydum. Her iki saatte bir parka gelen giden ve parkta yaşananları yazıya aktardım.

Saat: 12.00
Öğlen sıcağı parka hakim. Parkta kimseler yok. Oyun aletleri ve banklar boş.

Saat 14.00
Çocuk parkına liseli gençler geldi. Bir süre banklarda oturdular. Gazoz içtiler ve sonra gittiler.

Saat 16.00
Çocuk parkına kadınlardan oluşan bir kalabalık geldi. Banklarda oturdular. Çekirdek çitlediler. Uzun uzun muhabbet ettiler. Daha sonra gittiler.

Saat 18.00
Güneş ışıkları artık parkı çok ısıtmıyor. Hava serinledi. Çocuklar parka gelmeye başladılar. Küçük çocukları anne ya da babaları oyun parkına getirmeye başladılar. Park dolmaya başladı.

Saat 20.00
Oyun parkı tıklım tıklım dolu. Çocukların bir kısmı kaykayla kayıyor, bir kısmı salıncaklara biniyor, bir kısmı demir merdivenlere asılıyor. Bazıları ise evlerinden getirdikleri plastik kamyonların kasalarına kum doldurup farklı alanlara taşıyor, bazıları ise kumdan kaleler yapıyor. Park gerçek sahiplerini ağırlıyor. Aileler çocuklarının oynamasını banklarda oturup izliyor. Bu güzel manzara hava kararana kadar devam etti. Havanın kararması ile park bir anda boşaldı.

Saat 22.00
Parkta çocuk kalmadı. Bazı gençler ve aileler kısa süreli parka girip banklarda oturuyorlar ve daha sonra gidiyorlar.

Saat 24.00
Park sessiz ve ziyaretçisi yok. Bir sokak köpeği parka girdi. Yiyecek bir şeyler aradı. Köpeğin habitat alanı olan parkta bir müddet çöpleri karıştırdı sonra gitti.(Habitat:canlıların yaşam alanı/adresi anlamına gelir.)

Saat 02.00
Artık sokaklar sessiz. Parkta insan yok. Üç adet kedi parka geldi. Ağaçlara tırmanmaya başladılar. O kadar hızlı tırmanıyorlardı ki tırnaklarının çıkardığı ses çok ilginçti. Kediler bir süre parkta oynadıktan sonra parktan ayrıldılar.

Saat 04.00
Parkta ziyaretçi yok.

Saat 06.00
Hava aydınlanmaya başladı. Parkın bulunduğu alanda kulakları tırmalayan bir ses var. Evlerin çatılarından, ağaçlardan onlarca, belki de yüzlerce kuş parka inmeye başladı. Karga, güvercin, guguk kuşu ve serçeler havanın aydınlanması ile yer yüzünde rızıklarını toplamaya başladılar. İnsanların henüz sokağa inmemesi kuşların rahat yiyecek aramasına yardım ediyor.

Saat 08.00
Bir görevli el arabası, kürek ve süpürge ile parka geldi. Çocukların dağıttığı kumları düzeltti. Bisiklet yolunu temizledi. Ağaçların ve çiçeklerin bakımını yaptı. Bu sırada işe ve okula giden insanlar parkın yanından geçiyorlardı. Park boştu.
Saat 10.00
Ara ara parkın bankları ziyaretçileri ağırlıyor.
Sonuç:
Bir gün süren gözlemimde 1000 metrekarelik küçük bir alanın ne kadar farklı ve çok ziyaretçisi olduğunu gözlemledim. Yaşamın var olduğundan bugüne ve bugünden sonra şuan bizim kullandığımız mekânların birçok sahiplerinin olduğunu ve olacağını düşünmemi sağlayan bu gözlem sayesinde hayata dair çok şey öğrendim.”
Ağabeyimin araştırması benim beynimde de çok farklı düşüncelere sebep olmuştu. Şuan bizim tarafımızdan kullanılan bu ev, bahçe, yol ve bu şehir şimdiye kadar birçok insan tarafından kullanılmıştı. Bizim dediğimiz bu mekânlar yarın başkalarının olacaktı. Beynimde fırtınalar estiren bu araştırmayı ben de günlüğüme taşıdım.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
hikaye, kübra, miras

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat